Değerli okurlar;
Bu yazımda sizlere hayatı taşınmakla geçen “Yolcu Abbas” ın hikayesini anlatmak istiyorum. Kimdir peki bu Yolcu Abbas? Yolcu Abbas, 1988 yılında rahmetli Zeki ALASYA, Nevra SEREZLİ, Metin AKPINAR gibi usta oyuncuların başrollerinde oynadığı, yıldızı yeni parlayan Yonca EVCİMİK, Demet AKBAĞ gibi oyuncuların renklendirdiği Devekuşu Kabare Tiyatrasonun Deliler bölümünün skeçlerinden birinin baş karakteridir.
Skeçten ziyade Yolcu Abbas ve onun hikayesini sizlere aktarmak isterim. Demet Akbağ bu rolü canlandırırken henüz 20’li yaşlardaydı.
Demet AKBAĞ, Fahrunisa Hanım rolünde, Metin AKPINAR, Yolcu Abbas rolündedir.
Fahrunisa Hanım Deliler hakkında bilgi toplamak için İstanbul akıl, fikir, ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gitmeye karar verir. Sahnede doktor vardır ve bir masa başında oturmaktadır. Hemşirelerden birisi sahneye girer ve Fahrunisa hanımın kendilerini ziyarete geldiğini haber verir.
_ Fahrunisa Hanım: Merhaba doktorcum nasılsın? Beni sorma canım harikayım. (Doktor elini uzatır) Ay elini sıkmayacağım mutlaka mikropludur. Ay o pis sandalyeye de oturmazdım ama heyecandan… Şekerim müthiş bi karar aldım duyunca bayılacaksın.
_Doktor: Alıştıra alıştıra söyle, bana evlenme mi teklif edeceksin?
_Fahrunisa Hanım: Yazar olmaya karar verdim.
_Doktor: Aaa! Sen okur-yazar değilmiydin?
Fahrunisa Hanım: Deliler hakkında yazmaya karar verdim, fakat gözlemim eksik. Sen şöyle bana birkaç tane renkli deli bul..
…
Abbas Yolcu: (Sahneye şarkı söyleyerek girer)
Deli gönül gezer gezer gelirsin
Arı gibi her çiçekten alırsın
Nerde güzel görsen orda kalırsın
Ben senin derdini çekemem gönül
Artık çekemem gönül. Buna bi son vermelisin. Yine mi burda karşıma çıktın gönül. Lain! Kör Lain! Şeytan kadın çekil!
Doktor: Nasıl? Enfes bir eşantiyon değil mi? Yolcu Abbas (diğer delileri göstererek) ve vokal grubu… Şimdi anlatınca neden böyle denildiğini anlarsın.
Selamunaleyküm Abbas bey?
Abbas: Ve Aleykümesselaaam doktor bey.
Doktor: Abbas bey niye buraya gelmek zorunda kaldığınızı bize anlatabilir misiniz?
Abbas: İnşaaalllah!
Doktor: Buyrun efendim.
Abbas: Bismillaahhh!
Efendim ecdadımız dünyada mekan, ahirette iman buyurmuşlar, bizde iman namütenahi, Elhamdulillah! Fakat mekan, namevcut. Çünkü peder-i muhteremim basit bir memur binaenaleyh mali vaziyeti bi tuhaf!
İlk hatıram taşınmaktır doktor, ilk hatıram taşınmak…
İlk taşındığımız evin sahibi, sahibesi, altı çocukları bizi pek sevdi. Aman bi sevdiler bi sevdiler her akşam bizde yemekteler. Maazallah!
Eve kıtlık geldi, onlar şişmanladı biz zayıfladık. Onlar şişmanladı biz zayıfladık. Açlıktan ölmemek için mecburen taşındık.
Yeni taşındığımız evin sahibi ekmek kadrini bilen bir zat! Ekmeğe zam geldikçe o da kiraya zam yapıyor bizzat! Hafazanallah! Mecburen gene taşındık.
Yeni taşındığımız evin bu defa sahibesi, (Fahrunisa hanımı işaret ederek) bu hanımefendi gibi asil bir hanım ve de asil hanım gibi biraz asabi. Üstümüzde oturmaktalar. Sese hiç tahammül yok. Çıt çıksa kadın deliriyor. Korkudan evde hayalet gibi dolaşıyoruz, işaretle konuşuyoruz. Üzerinize afiyet boğmaca olmaz mıyım? Aman bir ötüyorum, aman bir ötüyorum horoz. Mintarafillah! Mecburen bi daha taşındık.
Yeni taşındığımız evin sahibi sessiz sakin, kendi halinde bir adam. Bizim için bir şans, fakat ev şanssızlık. Ev gitti gidiyor, yattı yatacak!
Doktor: Nereye?
Abbas: Secdeye! Vardı varacak. Ya hu müslüman gel şuna bi bak! Yok o kendi halinde. Dam bütçe gibi açık, rahmet üzerimize yağmakta.
Doktor: (Fahrunisa hanıma dönerek) Rahmet burda yağmur oluyor.
Abbas: Rahmet burda yağmur oluyor, rahmetlik: yağmurluk.
Rahmet üzerimize yağmakta, yatakta midye bağladık doktor. Yaa… Yani helalimde şey yaparken takır takır sesler geliyo.
Doktor: Midye sesleri?
Abbas: Midye sesleri. Bi de kuş sesleri vardır. Onlar ovalara yayılıyo, onlar bizim oralara gelmiyo. Tabi abdest almak için tuvalete gidiyorum. Aman! Hela tıkalı, evi gaita götürüyor.
Doktor: Gaita burda necaset oluyor.
Abbas: Gaita burda necaset oluyo, hela tıkanmış, su dolmuş, basıyosun; vıcık vıcık vıcık vıciiiikk… Yahu müslüman gel şuna bi bak! Yok, kendi halinde sakin, sükun, meskun bi adam.
Mecburen canımızı dişimize taktık; evi doğrulttuk, damı kapattık, helayı açtırdık… Geldi gördü bayıldı. Ayıldı evi sattı. Tebarekallah Mecburen bi daha taşındık. Bu defa..
Fahrunisa hanım: Ayyy yeter!!! Bu ne tatsız hikaye, bu ne acayip ifade bu ne şaşkın divane. Ben gidiyorum.
Abbas: Yapma böyle Gönül, deli gönül niye gidiyosun? Bu hikaye burda biter mi gönül? Ben 4 defa taşınınca çıldıracak adam mıyım gönül!! 743 defa oldu bu.
Alışık olmama rağmen biraz sinirlerim bozuldu. Ben taşınmaya alışık bir çocuğum. Benim ecdadım mehter marşıyla Viyana kapılarına kadar taşınmış. Atalarımın ataları Böbrek denizinin sağındaki nüfus patlamasıyla dünyaya taşınmış. Böyle bir ecdadın torunuyum ben kadın!
Ben Türküm! Doğruyum! Çalışkanım! Yasam: Küçük ev sahiplerini korumak, büyük ev sahiplerini saymaktır. Varlığım ev sahiplerine armağan olsun.
Fahrunisa hanım: Ahhh şaşırdım!!! KİM AKILLI KİM DELİ, NASIL AYIRT ETMELİ?